Arte İstanbul Balat Sanat Meydanı / Transilvanya’nın Sesi – Klasik Müzik Korosu Konseri – 04 Eylül 2026

‘Transilvanya Sesleri’– Klasik Müzik Korosu Konseri – 04 Eylül 2026 Cumartesi

‘Voices of Transilvania’ – Classical Music Choire – Sept. 04, 2026 Saturday

Arte İstanbul Balat Sanat Meydanı, 04 Eylül 2026 Cumartesi günü, Romanya’nın ünlü klasik müzik korosu ‘Voices of Transilvania – Transilvanya Sesleri’ korosunun konserine ev sahipliği yapıyor. Saat 18:00’de başlayacak olan konserde 24 koro sanatçısı, dünya ve Romen bestecilerinin eserlerinden oluşan yaklaşık 27 eseri 2 bölümde seslendirecekler.

Konserin yanısıra, Arte İstanbul Balat Sanat Meydanı sanatçılarının yapmış oldukları resim çalışmalarını ve Gravür atölyesinde basılan Istanbul Gravürlerini de izleme fırsatı bulabilirsiniz.

Etkinlik girişi ücretsizdir.

Gün: 04 Eylül, 2026

Saat: 18:00 – 19:30

Yer: Arte Istanbul Balat Sanat Meydanı – Dimitri Kantemir Müzesi Bahçesi

Sancaktar Yokuşu, No:6/1 34096 Balat - Istanbul – Tel: 212 521 5144

www.artebalat.com – www.arteistanbul.com

Klasik Müzik Korosu – Konser Repertuvarı

Birinci Bölüm

1. I shall rise my eyes (Psalm 120) arm Ion POPESCU-PASĂREA 2 min.

2. We worship Thee Augustin BENA 2 min. 20 sec.

3. Signore delle cime Giuseppe de MARZI 2 min. 30 sec.

4. The Lord Bless You Fred MORRIS 3 min.

5. Heilig ist der Herr Franz SCHUBERT 2 min. 30 sec.

6. Halleluia G. F. HAENDEL 4 min.

7. Pase el agoa anonim spaniol sec. XV 45 sec.

8. Dindirin 1 min. 15 sec.

9. Fa una canzone Orazio VECCHI 2 min.

10. Tic, e tic, e toc cântec popular italian 2 min.

11. Naples’ canzoneta Piotr Ilici CEAIKOVSKY 2 min. 30 sec.

12. E l’allegria cântec popular italian 1 min. 30 sec.

13. Nabucco (Choir of bonded men) Giuseppe VERDI 2 min.

14. Sakura Japanese Folk Song 1 min.

Toplam Sure : 30 dakika

İkinci Bölüm

15. In the twilight (Romanian Folk Song) Doru CONSTANTINESCU 1 min. 30 sec.

16. At the fountain Augustin BENA 3 min. 30 sec.

17. A sheperd with 300 sheep (romance) arm. Marius CUTEANU 3 min. 30 sec.

18. If my beloved were on the Hill Cross arm. Augustin BENA 2 min. 30 sec.

19. My love and darling Augustin BENA 1 min. 30 sec.

20. I have one more wish (a song based on a poem Gulielm ŞORBAN 3 min. 30 sec. by M. Eminescu)

21. Besides the poplars Gulielm ŞORBAN 3 min. 20 sec.

22. New Star Ciprian PORUMBESCU 40 sec.

23. Romanian folk dance song Gheorghe DANGA 2 min.

24. Romanian folk song Pretorian VLAICULESCU 2 min. 30 sec.

25. Just like this Simeon NICULESCU 1 min. 30 sec.

26. A peasant’s wedding Tudor JARDA 3 min. 20 sec.

27. The bride’s dance Tudor JARDA 3 min. 15 sec.

Toplam Süre: 33 dakika

SanatLog Haber

www.saantlog.com

12. Siemens Opera Yarışması İçin Geri Sayım Başladı!

Siemens’in 12 yıldır aralıksız bir şekilde düzenlediği, opera severlerin yakından takip ettiği Siemens Opera Yarışması’nın ön elemeleri 19-20-21 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek. Her yıl genç opera sanatçılarının kıyasıya rekabetine sahne olan ve dinleyiciler için bir müzik ziyafetine dönüşen yarışmayı kazananların açıklanacağı ödül töreni ve gala gecesi 22 Mayıs Cumartesi akşamı düzenlenecek.

Türkiye’de opera sanatının gelişmesine büyük katkıda bulunan ve bugüne kadar pek çok opera sanatçısının profesyonelliğe uzanan kariyerinde önemli bir mihenk taşı olan Siemens Opera Yarışması 12’nci yılında.

Ön elemeleri 19, 20 ve 21 Mayıs olmak üzere 3 gün boyunca sürecek olan yarışmanın heyecanla beklenen sonuçları, 22 Mayıs akşamı düzenlenecek olan galada açıklanacak.

12. Siemens Opera yarışmasının jürisinde Devlet Opera Balesi Başrejisörü Doç. Yekta Kara, Devlet Sanatçısı Mete Uğur, Dresden Operası Genel Sanat Yönetmeni Prof. Gerd Uecker, Karlsruhe Operası’ndan Achim Thorwald ve Erfurt Operası Genel Sanat Yönetmeni Guy Montavon yer alacak.

Yarışmanın birincisi Karlsruhe Operası’nda bir yıllık burs ve Goethe Institut Inter Nationes İstanbul’da 4 aylık Almanca bursu; ikincisi Salzburg Mozarteum Müzik Akademisi’nde 6 haftalık yaz bursu ve Goethe Institut Inter Nationes İstanbul’da 2 aylık Almanca bursu; üçüncüsü ise 2026 euro para ödülü kazanacak.

SanatLog Haber

sanatlog.com

Andante Klasik Müzik Ödülleri

Müzik sadece ritimlerin birbiri arasında süzülmenin ötesinde sarıp sarmalanmış olan tarihi kucaklayan ve farklı kültürleri kulağımızın dibine getiren bir organik yapıdır. Müzikoloji ve canlı performans arasında bir ayrım yapabilmek ise neredeyse imkânsız. Bunları yazısal olarak müzik dinleyicilerine aktarabilmek ise işin en sorumlu açılımı. “Türkiye’nin Klasik Müzik Dergisi” sloganıyla 2026′de yola çıkan Andante, sekiz yıldan beri ülkemizdeki klasik müzik tutkunlarının sesi oldu. Zamanı geldi zorlandı, zamanı geldi tüm olumsuzluklara rağmen tırnaklarıyla tutundu, alın terinin magazin camiasındaki örneği oldu. Ama koşullar ne olursa olsun hep var oldu, var olmayı başardı, kendi emeği, saygınlığı, kararlılığı ve sorumluluğu ile. Ülkemizde pek çok derginin sırtını dayadığı büyük holdinglere rağmen yok olup gittiğini düşünürsek Andante sorumlu ve sürdürülebilirliğin bu kulvardaki kraliçesi olup, bir ilki başardı. Zira o bir klasik müzik savaşçısı, amacı bu tarzı ülkemizdeki müzik severlere yazısal formatta ulaştırmak, kamuoyunun dikkatine çekmek ve dünyayı bizlere dinletmek.

Andante için klasik müzik hiçbir zaman sofistike dinleyiciler için olmadı, tam aksine herkesin müziği oldu. Sevgili dostum Serhan Bali’nin beynini çektiği Andante “klasik müzik” teriminin farklı açılımlara gebe olan 700 yıllık bir tarih olduğunu bizlere sundu. Ortaçağlardan 21. yüzyıla yayılan bu yelpaze içerisinde bize uygun olan klasik müzik seçkisini bulmanız ise burada yazıldığı kadar kolay değil elbette, ama Bali ve ekibi bu meydan okuyucu görevi de başarıyla becerdi. Klasik müzik uzmanlarına dünyadaki yenilikleri, klasik müzik yabancılarına tarzın temellerini, gezginlere dünya festivallerini ve bir sürü alt başlık ile hepimizin kendimize yakın hissedebileceği stile, döneme, kanalize olmamızı sağladı. Bunu yaparken de hiç yılmadı, hep kucak açan oldu…

Bir toplumun ne kadar ileri olduğunu anlamak için stantlarda mevcut olan kategorilerde kaç tane alt başlıklı dergi olduğuna bakmak yeterli. Ülkemizin bu konuda daha yiyeceği çok fırın ekmek var. Ama Andante sürdürülebilirliği, istikrarlı emeği ve sorumluluğu ile bu kulvarda şapka çıkartılacak bir öncü oldu hiç şüphesiz.

Bu yetmiyormuşçasına şimdi de Andante bir ilke daha imza atıyor: Türkiye’nin ilk Klasik Müzik Ödülleri. Evet, böyle bir ödül kavramı ne yazık ki ülkemizde hala yok ama bu artık değişecek. 7 Mayıs 2026 Cuma günü, Hasköy’deki Rahmi Koç Müzesi’nde hepimiz bir ilke tanık olacağız. Beşi özel ödül olmak üzere toplam yirmi sekiz kategoride dağıtılacak klasik müzik ödülleri, Türkiye’de bu alanda bugüne dek düzenlenmiş en geniş kapsamlı etkinlik olarak tarih sayfalarında büyük ve kalın harflerle yerini alacak. Klasik müzik konusunda ülkemizdeki üstatlardan oluşturulan 54 kişilik jüri heyetinin oylarını kullanması sonucunda “Türkiye’nin 2026 yılı boyunca klasik müzik alanında en iyi performansı sergileyen kişi ve Kurumları”nın kimlikleri belli oldu. 7 Mayıs 2026 akşamı ise bu kişi-kurumların 28′i sıyrılıp Andante’nin de tasarımını yapan Kerem Demir imzalı ödülü avuçlayacak.

Artık bizim de bir Klasik Müzik Ödülümüz var; adı da “Andante Klasik Müzik Ödülleri”. Darısı diğer tarzların başına…

Yazan: Zekeriya S. Şen

[email protected]

‘‘Kanyon’da Caz Havası Vol.17’’de Tuluğ Tırpan Trio ft. Sibel Gürsoy!

Son yıllarda kendi besteleriyle hem klasik hem de caz dünyasında ses getiren Tuluğ Tırpan ve Sibel Gürsoy Caz Havası’nda aynı sahneyi paylaşıyorlar.

Klasik müzikteki çalışmalarının yanı sıra caz, latin, uzakdoğu müzik dünyalarıyla da tanışan ve bu coğrafyalardan ünlü müzisyenlerle çalışmalar yapan Tırpan, farklı müzikal ve düşünsel serüvenlerin birleşimini dinleyicilerine sunuyor.

Repertuvarında Yunus Emre ve Abdülkadir Meragi’den modern Avrupa müziğine, caza ve latin ezgilerine kadar çok geniş bir müzikal perspektif sunan Tırpan’a Caz Havası Vol.17’de günümüzün en başarılı vokalleri arasında gösterilen Sibel Gürsoy eşlik edecek. Tuluğ Tırpan Trio ve Sibel Gürsoy, birlikte dinleyenlerine keyifli bir Pazar konseri deneyimi yaşatacaklar.

Tarih: 25 Nisan 2026

Yer: Kanyon Aktivite

Saat: 13:00-15:00

Kanyon
Büyükdere Cad. No: 185 Levent
Tel: 0212 353 53 00

SanatLog Haber

sanatlog.com

Mich Gerber ya da Tellerin Sonsuzluğa Yolculuğu

Çift Bas (Doublebass) çoğumuzun pek aşina olmadığı bir enstrüman. Özellikle ilk duyulduğunda klasiklik kokan bir çalgı, ancak Mich Gerber bu enstrümanın tellerini gitmedikleri esnekliklere uzandıran, bir solo enstrümanı olarak yeni müzik parantezlerine ulaştıran bir sanatçı. Yapmış olduğu müzik, caz kategorisinde değerlendiriliyor olsa bile aslında cazın oldukça uzağında. Cazın üvey evladı gibi, çok farklı ancak ucundan elini tutan bir tarz olarak değerlendirilebilir. Mich Gerber’in yarattığı müzik bir “füzyon”, caz, klasik müzik ve teknolojinin özel el hüneri ile birlikte karıştırılıp zevkimize sunulduğu bir sıcak müzik çorbası sanki. Çıkış noktası ve öğrenimi klasik müzik olsa da, bir döneminde klasik caz dâhil birçok müzik türevlerinin ilk dönemlerinde gezinse de, son zamanlarda yaptığı çalışmalarıyla sanatçı tamamen kendine özel bir tarz oluşturmuştur.

Annesi bir organist, babası ise bir kemancı olan Mich Gerber zaten gözlerini müzikli bir ortama açmış. Çift bas ile ilk buluşması ise Bern’deki Müzik Konservatuarı’nda olmuş. Sonra Bern Senfoni Orkestrası ile çift bas çalmaya başlayan sanatçı zamanla farklı müzik tatlarına açlık duymaya başlamış. Bir dönem serbest olarak değişik oluşumlarda çaldıktan sonra istediği farklılığa ulaşabilmek için kendi başına yola devam etmesi gerektiğine karar vermiş. Bunun sonucu olarak birbirini takip eden birkaç yıl Avrupa, Afrika ve Amerika’da seyahat etmiş. Bu seyahatleri boyunca gelen ilhamlarla çift bas’ını farklı yorumlama yöntemlerini geliştirmiş. Sonuçta amacı hep kendine özgü müzik kulvarını yaratmak olmuş. Sonra canlı sampling yöntemini keşfedince solo kariyerine resmen başlamış.

Uzun emeğinin ve azminin ödülü olarak ilk albümü “Mystery Bay” piyasaya çıkmış. Albümün almış olduğu sessiz olumlu eleştirilerden sonra kendini nasıl daha fazla geliştirebileceğini araştırmış ve tam bu noktada davulcu Gert Stäuble ile tanışmış. Stäuble’nin katkısı ile Gerber’in kendine has müziği davul ile tanışmış ve bir üst kademeye ulaşmış. Sonra ekibe dâhil olan DJ Dustbowl ile Montreux Caz festivali başta olmak üzere birçok konser vermişler. Bu arada müzik sessiz sessiz gelişmeye devam etmiş.

Gelişme süresince Gerber müziğinde insan vokalinin eksikliğini hissetmiş olmalı ki bir sonraki albümü “Amor Fati”de İngiliz sanatçı Imogen Heap ile çalışıp birkaç parçasını seslendirmesini istemiş. Sonuç mükemmel bir uyum!

Kendine özgü aranje tekniği ile Mich Gerber soyut melodik parçacıkları konser sırasında programlayıp, klasik müzik unsurları ve çağdaş elektronik melodileriyle aynı elekten geçiriyor. Yakaladığı büyüleyici tekrarlayan melodi kuşakları ile inanılmaz bir performans canlılığını avuçlayan Gerber, resmen ufak bir oda orkestrasında kendi kendine eşlik ediyor.

Zamanla pikaplar bu muhteşem performansların vazgeçilmez üyesi oldular ve yarattıkları cızırtılar ile Gerber’in müziğine çeşnilik katıp uçsuz bir duygu yoğunluğu oluşturdular. Mich Gerber ise tüm bu müziğin ağırlığı altında kontrbasıyla büyüleyici bir şekilde dans ediyor.

Tüm çalışmalarında görüleceği gibi basamak basamak Mich Gerber’in müziği bir oluşuma girip kendisine bir kişilik kazanmış.

Canlı aranje sonucu çıkan tekrar model ses ve oryantalliğe olan ilgisinden dolayı Mich Gerber Doğu’da daha fazla konserler vermeye başlamış. Zaten bunun sonucu olarak da İstanbul’a sık sık uğramış (2 defa Babylon / 1 defa Aksanat). Bu ziyaretlerinden bir seferinde tanıştığı Arkın Allen (Mercan Dede) ile inanılmaz bir paralellik yakalayıp sihirli bir müzik bahçesine girmişler. Bunun meyvesi olarak da Montreux Caz ve Fransa’daki “Jazz à Vienne” gibi festivallerde inanılmaz performans sergilemişler.

Bu işbirliğine şahsen 27 Eylül 2026 akşamı Babylon’da vermiş olduğu konserde şahit oldum. Babylon normalden daha az kalabalıktı ve aslında bu sakinlik hem ortam hem de müzik için biçilmiş kaftandı. Mich Gerber ve Mercan Dede’nin sahnede buluşması beni ve o gece orada olan tüm müzikseverleri başka bir boyuta götürdü. Mich Gerber boyutu olarak isimlendirebileceğimiz bu yer müzik ruhunuzu bedeninizde ayırıyor.

Gert Stäuble (yapımcı) ve Oli Kuster (Klavye ve elektronik) oluşumu ile üzerinde çalıştığı yeni albümü “Tales of the Wind” 2026 Eylül ayında zevkimize sunuldu. Bu defa yeni albümde Mich Gerber’e eşlik eden sanatçıların sayısı biraz daha artmış. Örneğin gitarda Luk Zimmermann, iki parçada vokallerde çok uzun zamandan beri sesinden büyülendiği Jaël, udda Mısır’lı Ahmad El Sawy ve Bansuri’de Hintli Sujay Bobade müzik rüzgârları ile albümü süslemişler. Bu albümde Mich Gerber sisli, mistik bir ortamda bize Doğu’dan gelen ezgi rüzgârlarıyla süslenmiş, rock ile dövülmüş, klasik müzik ile yumuşatılmış ve teknoloji ile kıvamına getirilmiş bir müzikal sergilemekte. Albüm dinlendikçe oturacak ve içimizde bir yerlerde kalacak düzeyde çok başarılı.

Sanatçının en son üretimi olan “Wanderer” ise 2026′in sonlarında raflarda yerini aldı. Sanatçının bir sonraki evresini yansıtan bu 12 parçadan oluşan organik yapı yine klasik ezgileri ihtiva etmesinin yanı sıra bir sonraki adımın da habercisi.

Yazan: Zekeriya S. Şen

[email protected]

Wanderer – 2026

01. Eros
02. Exodus
03. Zervreila
04. By your side
05. Valse
06. Force of the universe
07. Adagio
08. Choral
09. Simple note
10. Anima
11. Finn
12. Calm

Tales of the Wind -2004

01. Shamal
02. You remain
04. Asaia
05. Stop Crying
06. Haboob
07. Levanto

Endless String – 2026

01. Unda
02. Zumurud
03. Sirens call
04. Lament
05. Embers of love
06. Eventide
07. There’s more to life than this
08. Mare
09. Arpeggio
10. Luv
11. Delta

Amor Fati – 2026

01. Embers of Love
02. Paradiso Perduto
03. Mare
04. Hymn
05. Sirens call
06. Encore
07. Luv
08. The Dream of Avabi
09. Well now
10. Delta

Mystery Bay – 1997

01. Unda
02. Zumurud
03. Lament
04. Issa
05. Bengeria
06. Eventide
07. Djin
08. Qishm
09. Arpeggio
10. Marinda
11. Dimi
12. Fathom

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »