“Metin Erksan Siyah Beyaz” İstanbul Modern Sinema’da

Metin Erksan’ın dokuz filmi İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek…

Sinemamızda toplumsal gerçekçi akımı başlatan “auteur”

İstanbul Modern Sinema, Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden ve filmleriyle çığır açan Metin Erksan’ın dokuz filmini izleyiciyle buluşturuyor. 19 Nisan – 29 Nisan tarihleri arasında gösterime sunulacak seçkide, Metin Erksan sinemasının olgunlaştığı ve en iyi ürünlerinin ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda çektiği filmler yer alıyor. Bu filmler, Metin Erksan’ın günümüz Türk sinemasındaki etkisini, izlerini yansıtıyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı program, 19 Nisan Perşembe günü saat 16.30’da  Kuyu filminin gösterimiyle başlayacak ve gösterimin ardından saat 18.30’da düzenlenecek söyleşiye filmin yapımcısı, Lale Film’in sahibi Necip Sarıcı, Kuyu filmini Türk sinema tarihinin en iyi filmi olarak niteleyen sinema yazarları Yeşim Tabak ile Burcu Aykar katılacaklar. Söyleşide filmin perde arkası irdelenecek ve Metin Erksan’ın 1968’de Altın Koza’da kazandığı “En İyi Yönetmen” ödülüyle ilgili özel bir belgesel sunumu gerçekleştirilecek.

Metin Erksan, öznel, yenilikçi ve evrensel sinema diliyle Türk sinema tarihinde toplumsal gerçekçi akımı yaratan bir “auteur” olduğu gibi, uluslararası bir yarışmada birincilik ödülü alan ilk yönetmen. Sinemacı ve entelektüel kimliği iç içe geçen, sanat tarihiyle yakından ilgili olan Erksan, yıllarca sansürle mücadele etti ve filmleriyle olduğu kadar yazılarıyla da sinemaya büyük katkılar sağladı. “Erksan’ın tutkularının, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını” ortaya çıkardığını belirten Halit Refiğ, Metin Erksan’ın büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başararak, kendi özel dünyasını kurduğunu vurguluyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda ünlü yönetmenin Kuyu, Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Sevmek Zamanı, Cingöz Recai Beyaz Cehennem, Dokuz Dağın Efesi, Gecelerin Ötesi, Mahalle Arkadaşları ve Suçlular Aramızda isimli filmleri gösterime sunulacak.

Türk sinemasının kilometre taşı ve Metin Erksan filmografisinin en önemli filmlerinden biri olan Susuz Yaz, 1964 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazandı.  Susuzluk ve kadınsızlık temasını işleyen bu köy filmi, Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlandı. Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Metin Erksan’ın senaryolaştırdığı ve Karanlık Dünya filminden sonra sansürle en sert çatışmasını oluşturan, 1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazanan, “köy gerçeklerine dönüş” filmi Yılanların Öcü’nde Erksan fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak, mülkiyet temasının altını çizdi. Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilen kült aşk filmi Sevmek Zamanı, bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesiydi. “Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programın açılış filmi Kuyu ise Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”,  “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazandı, kimi eleştirmenlerce Türk sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak nitelendirildi.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda yönetmenin gösterilecek diğer filmleri arasında Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan Cingöz Recai Beyaz Cehennem; Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikâyelerinden biri olan, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatan Dokuz Dağın Efesi; 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü alan ve toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilen Gecelerin Ötesi; Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen Mahalle Arkadaşları ve 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve 1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerine değer görülen Suçlular Aramızda bulunuyor.

Cingöz Recai Beyaz Cehennem

1954, 88´, siyah beyaz

Oyuncular: Turan Seyfioğlu, Avni Dilligil, Neriman Köksal

Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan bu hırsız-polis hikayesi uluslararası bir uyuşturucu çetesiyle mücadele eden Cingöz Recai’nin İstanbul’daki maceralarını anlatır. Hikâye, armatör Hüseyin Faik’in öldürülmesiyle başlar. Arkadaşı Leman’la bir gece gezmesinden dönen karısı Melahat, bindikleri taksi şoförü tarafından kaçırılmak istenir. Polislerce kurtarılıp evine getirilir. Evde kocasını boğulmuş olarak bulurlar. Arsen Lüpen tiplemesinden esinlenerek yaratılmış bu sakız çiğneyen, cesur ama tedbirli, zeki ama çapkın, sevimli sabıkalı rolünde Turan Seyfioğlu öne çıkıyor.

Dokuz Dağın Efesi

1958, 107´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Serpil Gül, Hayri Esen

Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikâyelerinden biri olan film, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatır. Babası, Hasan Çavuş tarafından öldürülen Çakıcı Mehmet, bunun üzerine intikam almaya karar verir ve dağa çıkar. Anadolu’nun gerçekçi yaşantısınınn derinine bakan film Erksan’ın tüm kahramanları gibi yalnız ve tutkulu bir insanın destanını aktarır.

Gecelerin Ötesi 

1960, 85´, siyah beyaz

Oyuncular: Kadir Savun, Erol Taş, Hayati Hamzaoğlu

Film, aynı mahallede yaşayan yedi gencin öyküsünü anlatır. Birbirlerinden farklı yaşantılara ve ideallere sahip olan bu gençlerin tek ortak yanları,  paranın mutluluk getireceğine inanmalarıdır. Bunun için bir çete kurarlar ve benzin istasyonlarını soymaya başlarlar. Uzun yol şoförü Fehmi, ailesine bakmak zorunda olan dokuma işçisi Ekrem, Amerika’ya gidip şöhret olma hayaline kapılan rock’n roll meraklısı müzisyenler Sezai ve Yüksel, sanatından tatmin olmayan idealist tiyatrocu Cevat ve mutsuz ressam Ayhan… Her mahallede bir milyoner yetiştiren siyasi düzenin kurbanları üzerinden dönemin ekonomik yapısına ve sosyal yaşamına sert bir eleştiri getiren bu film, toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilir. Gecelerin Ötesi 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü aldı.

Mahalle Arkadaşları 

1961, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Efkan Efekan, Suna Selen, Kadir Savun

Erksan yine bir çetenin maceralarını anlatıyor: Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen bu hikâye bir kızı seven fakir bir kaptanla, aylak arkadaşları üzerinedir. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo’nun ifade ettiği gibi, “Sevimli mutlu serseriler, avare yaşamanın rahatlığı, sorumsuz olmanın tatlılığı, zengin kız-fakir delikanlı aşkı, kötü adam, vamp kadın, geleneklere bağlı gülünç baba, Erksan’ın hikâyesinde kullandığı başlıca motiflerdi… Bu buruk güldürüde arkadaşlık savunuluyordu, küçük insanlar şirinlik kazanıyordu, burjuvalar sövülüyordu…”

Yılanların Öcü 

1962, 102´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Nurhan Nur, Aliye Rona, Kadir Savun, Erol Taş

Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Erksan’ın senaryolaştırdığı bu film, yönetmenin sansürle üçüncü ve en sert çatışmasını doğurdu. Dönemin siyasi sahnesinde yankı uyandıran, basının uzun süre ilgisini çeken Yılanların Öcü, bir “köy gerçeklerine dönüş” filmi.  Yaşlı anası Irazca, karısı ve üç çocuğuyla küçük toprağını ekerek geçimini sağlayan Kara Bayram yoksul bir köylüdür. Muhtar, köyün ortak arazisinden bir yeri Deli Haceli’ye satınca yapılacak evin kendi evinin önünde olmasına karşı çıkan Kara Bayram’ın huzuru kaçar. Erksan filmde fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak mülkiyet temasının altını çizer. Yılanların Öcü 1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazandı.

Susuz Yaz

1963, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Erol Taş, Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan

Necati Cumalı’nın aynı adlı hikâyesinden uyarlanan bu köy filmi, Berlin’de büyük ödül Altın Ayı’ya layık görüldü. Hikâyenin geçtiği İzmir’in Bademler köyünde dokuz ayda yapılan film susuzluk ve kadınsızlık temasını işler. Sosyolojik bir olayı “yalnız insan” dramıyla kaynaştıran filmde çiftçi Osman, arazisinde çıkan suyu kendi başına sahiplenmek ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır. Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan’ın karısı Bahar’a da göz koyar. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo, Susuz Yaz’ın “Toprak ve su mülkiyeti meselelerine, Türk köylüsünün cinsel davranışlarına, Erksan’ın kendi dünyası içinde doğru bir şekilde yaklaşmayı başardığı” için üstün bir sanat eseri olduğunu belirtiyor. Film, bir yandan köy yaşantısını, toplumsal davayı gözlemlese de asıl dayanağı üç karakterin arasındaki duygusal ilişkiler ve çatışmadır. Erksan bu filmde dönemin yıldız ekolüne karşı koyarak, sonrasında her biri Türk sinemasında değerli izler bırakan oyuncuların yetişmesini sağladı. Filmin müziği Manos Hacidakis tarafından bestelendi. Susuz Yaz, “Her bakımdan Türk sinemasının kilometre taşı” olarak nitelendiriliyor.

Suçlular Aramızda

1964, 98´, siyah beyaz

Oyuncular: Belgin Doruk, Tamer Yiğit, Ekrem Bora

İstanbullu zengin bir ailenin konağında, oldukça kıymetli olduğu söylenen bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu düşünülmektedir. Ancak şüphelerde sınıf farklılıkları, önyargılar hemen göze çarpar. İşin tuhaf yanı kolye sahtedir. Suçlular Aramızda, çalınan bu sahte kolyenin çevresinde dönüp dolaşan, ölen ve öldürülen karakterlerin hikâyesidir. Farklı çevrelerde geçen ve bir polis romanını andıran olaylar aslında yine bir toplum eleştirisini ortaya çıkarır. Suçlular Aramızda, 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve 1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerini aldı.

Sevmek Zamanı

1965, 89´, siyah beyaz

Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan, Deniz Çakır

Değeri sonradan anlaşılan kült bir aşk filmi. İnsan dramıyla, insanın içsel dünyasıyla ilgilenen, mekânı, öykü anlatımı, usta sahneleri ve diyaloglarıyla Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilir. Bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesidir. Döneminin popüler Türk filmlerinden tamamen ayrılan, aşkı farklı bir gözle, tutkuyu soyut bir yaklaşımla irdeleyen, Doğu masallarından borç aldığı ‘suret’ teması üzerinden kurgulanan filmi, Fransız sinema tarihçisi Georges Sadoul, “Sinemada sert bir sınıf çatışmasının en net göründüğü metin” olarak nitelendirdi. Halil, adada ustası Mustafa ile birlikte boyacılık yapmaktadır. Bir gün boyamaya girdiği boş köşklerden birinde duvarda asılı bir kadın resmi görür ve resme âşık olur. Bir yıl boyunca her gün köşke girer ve resmi seyreder; ta ki köşkün sahibinin kızı olan resimdeki Meral, iki arkadaşıyla köşke gelip Halil’i resmini seyrederken görene kadar. Meral, Halil’in kendisine âşık olduğuna inanarak bu aşka karşılık verir. Oysa Halil, Meral’e değil, onun resmine âşıktır.

Kuyu 

1968, 84´, siyah beyaz

Oyuncular: Nil Göncü, Hayati Hamzaoğlu, Aliye Rona

Şiddet ve tutkunun bir arada işlendiği film, bir gazete haberinden yola çıkmıştır. Komşusu Fatma’ya deli gibi tutkun olan Osman kızı defalarca kaçırır, dağa kaldırır, evlenmeye ikna etmeye çalışır, başaramayınca bir ağaca bağlayarak tecavüz eder. Ama Fatma’nın intikamı acı olur. Dönemin köy hikâyelerinin aksine toprak ağası karakterine yer vermeyen filmdeki dramatik çatışma, mülk sahibi olanların kendi çıkarlarını kovalarken başkalarına zarar vermelerinden kaynaklanır. Hastalıklı bir tutkuyla bir kadına sahip olma isteğinin sınırlarını gösterir. Nijat Özön “tam Erksan usulü bir kara sevda filmi” diye nitelendirdiği filmin, “İnsanın derinliklerine bakışı, karakterlerin patolojik yalnızlıklarını neredeyse doğallaştırdığına” değinerek, sinemanın değil, psikiyatrinin konusu olması gerektiğini belirtir. Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazanan film, kimi eleştirmenlere göre Türk sinemasının en iyi örneklerinden biridir.

Politik Taşlama Örneği: Memleketin Birinde

Aydın Belediyesi 2. Tiyatro günleri etkinlikleri çerçevesinde, Türk tiyatrosunun “politik tiyatro” anlamında bir köşe taşı olan Ankara Ekin Tiyatrosu aydınlı seyircilerle buluştu. Etkinliklerin açılış oyunu olan “Memleketin Birinde” adlı komedi izleyenlere gündeme yönelik “seyirlik bir ibret” sundu.

Oyuna yoğun katılım gösteren izleyiciler Aydın Belediyesi Şehir Tiyatroları Şükran Güngör sahnesini tıklım tıklım doldurdular. Seyircinin bu büyük ilgisi, günümüzde politik yönelişini açıkça gösteren tiyatro oyunlarının azlığının bir göstergesi olarak not düşülmesi gereken bir durumdu.

Oyun, ülkemizin içinde bulunduğu toplumsal ve siyasal panoramaya çomak sokan ve seyirciye gerçekleri sanatsal ve estetik bütünlük çerçevesinde slogancı bir anlayışa düşmeden gösteren önemli bir tiyatro örneği olduğunu gösterdi. Oyunun özellikle seyirciye düşünme payı vermekle kalmayan aynı zamanda yaşanılan çağa acil müdahale edilmesi gerekliğini gösteren bir metin olması itibariyle benzerlerinden ayrılan bir yapısı bulunmakta.

Özellikle Türk tiyatrosunun içine düştüğü, politikadan uzaklaşma ve uzaklaştırılmanın revaçta olduğu, ülkenin hakim siyasal anlayışına paralel şekillenen sanat dünyası içerisinde, böyle bir oyuna ne kadar gereksinim olduğu o günoyunu izleyen herkesin ortak görüşüydü.

“Memleketin Birinde” yapısal olarak, geleneksel türk tiyatrosunun biçimsel özelliklerini başarı ile kullanan bir oyun olarak öne çıkıyor. Karagöz ve Hacivat’ın perdenin önüne geçmesi ile bir nevi anlatıcı konumuna gelmesi ve gerçeklere çomak sokanın karagöz ile var edilmesi, karagöz’ün kişilik özelliklerine uygun bir yansıtma olarak başarıyla kurgulanmış. Geleneksel tiyatronun oyunculuk anlayışının da, Ankara Ekin Tiyatrosu’nun usta ve yeni oyuncularının bütünlüklü bir yapıda yansıtmaları, izleyenlerin sıkılmalarına olanak tanımayan bir yapıda kendini var eden bir etmen olarak öne çıkıyor. Şarkıların, dansın oyunun biçimsel ve anlamsal yapısına yaptığı işlevsel katkı oyuna organik bir bütünlük katıyor. Böylece geleneksel tiyatronun batı tiyatrosu ile harmanlanmış bir hali ortaya çıkıyor.

Oyunun dekor ve kostüm tasarımı, oyunun yapısına uygun olarak gayet işlevsel hazırlanmış, özellikle kostüm tasarımının oyun kişilerinin sosyo-psikolojik durumlarına uygun tasarlanmış olması titiz bir ayrıntı çalışmasının yapıldığının göstergesi. Sade ve abartıdan uzak, oyunun atmosferine ve dramatik yapısına uygun olan ışık tasarımı da usta tasarımcı Osman Koçak’a ait.

Yazar Semih Çelenk’in oyun broşüründe düştüğü notta önemle vurguladığı gibi “Memleketin Birinde, içerik olarak güne gündeme müdahale eden politik taşlama tiyatrosunun bir örneğidir” Yazarın vermek istediği mesaj gayet net. Özellikle ülkemizin kimliksizleşen ve kişiliksizleşen popüler(!) örneklerinin içerisinde sanat ve yaşam için birer umuttur tiyatro!

Yönetmen Faruk Güvenç’in “Ülkemiz birbirinden çetrefil, kurgulanmış oyunlarla çalkalanırken, biz bu görünmez oyunları görünür oyunlar haline getirmek görevimizden vazgeçmiyoruz” ifadesi Ankara Ekin Tiyatrosu’nun misyonunu yansıtması bakımından oyunun yazarını tamamlayan bir düşünce oluyor…

Tiyatronun sadece eğlence amaçlı oyunlarla bezendiği, izleyenlerinin sadece belirli bir entelektüel seyircide çakılı kalan deneysel çalışmalar arasında gerçek anlamda geniş seyirci kitlelerine ulaşabilen “politik tiyatro” örneği olarak “Memleketin Birinde”, ülkemizde sık ve yaygın bir şekilde sahnelenmesi gereken bir oyun. Sanatı gerçek anlamda halkı ile bütünleştirmeye çalışan herkesin bu oyunu izlemesi, izlettirmesi gerekmektedir… Aydın olmanın sorumluluğu elini taşın altına koymaksa eğer, Ankara Ekin Tiyatrosu bunun yolunu gösteriyor…

Serkan Fırtına

[email protected]

Red Hot Chili Peppers İlk Kez Türkiye’ye Geliyor

RED HOT CHILI PEPPERS İLK KEZ İSTANBUL’DA…  

Pozitif Live tarafından düzenlenen, 8 Eylül Cumartesi akşamı Santral İstanbul’da müzikseverlerimuhteşem bir konser bekliyor. İstanbul’a ilk defa gelen Red Hot Chili Peppers, dünya çapında yaklaşık 60 farklı şehri kapsayan turnenin Türkiye ayağında İstanbullu müzikseverler ile buluşacak. 

Bugüne kadar gerçekleştirdiği başarılı konserlere bir yenisi ekleyen Pozitif,  farklı tarzları, eğlenceli sahne performansları, inanılmaz enerjileri ile tüm dünyada beğeni toplayan ve Türkiye’de büyük bir hayran kitlesi olan rock grubu Red Hot Chili Peppers’ı ağırlıyor! Yapılan araştırmalarda Türkiye’ye gelmesi istenen sanatçılar arasında birinci sırada yer alan Red Hot Chili Peppers, Santralistanbul’da bu konser için özel olarak hazırlanan sahnede, sürpriz şovları ve klasikleşmiş hitlerin yanı sıra yeni albümleriI’m With Youparçalarının da yer alacağı unutulmaz bir konsere imza atacak. 

Yedigrammy ödüllü ve multiplatinum sahibi Red Hot Chili Peppers tarihteki en başarılı rock gruplarının arasında gösteriliyor. Bugüne kadar 60 milyon üzerinde albüm satışına imza atan grup, en iyi rock albümü, en iyi rock sanatçısı, en iyi rock performansı gibi birçok dalda Grammy ödülü kazandı. Radyolarda en çok çalınan parçalar sıralamasında üst sıralarda yer alan grubun parçaları arka arkayatoplam81 hafta 1 numara kalmayı başardı. Son yıllarda en çok aranılan gruplar arasında da ilk sıralarda yer alması da bunun kanıtı! Rock, punk ve funk üçlemesinden oluşturdukları eşsiz sound ile kategorilerinden sıyrılmayı başaran grup, bu sound’un yanı sıra sahnede sergiledikleri sürpriz performanslarve etkileyici sahne kostümleriyle farklarını ortaya koymayı başarıyorlar.

 

1983 yılından beri Californication, Otherside, Scar Tissue, Under the Bridge gibi dünyada yankı uyandıran hitlerin sahibi olan grubun 8 Eylül’de İstanbul’da sahne alacağı Santral İstanbul konserinin biletleri çok yakındabiletix.com, tüm biletix gişelerinde ve Biletix i-phone uygulaması ile satışta olacak.

 Red Hot Chili Peppers Hakkında:

1983 yılında Los Angeles’da kurulan Amerikalı bir alternatif-rock grubu olan Red Hot Chili Peppers, müzik tarzını genelde rock olarak tanımlansa da, funk, punk rock, hip hop ve psychedelic rock tarzlarını da müziklerinde bulmak mümkün. Grubun kurucu üyeleri arasında Anthony Kiedis (vokaller), Michael “Flea” Balzary (bas) ve baterist Chad Smith yer alıyor. Grup kurulduğundan beri çeşitli gitaristler gruba eşlik etti. Red Hot Chili Peppers’ın şu anki gitaristi ise gruba 2026’da katılan Josh Klinghoffer oldu.

Red Hot Chili Peppers, müzik hayatı boyunca 10 stüdyo albümü, 2 canlı album, 3 compilation albüm, bir EP, 2 box set, 4 video albüm, 43 single ve 44 müzik videosuna imza attı.

Red Hot Chili Peppers ilk üç albümlerini 1980’lerde yayınladılar. 1989 yılında yayınlanan 4.albümleri Mother’s Milk,  Billboard 200 listesinde 52.sıraya kadar yükseldi. İlk altın plaklarını, bu albümle kazandılar. 1991 yılında Rick Rubin prodüktörlüğünde Blood Sugar Sex Magik albümlerini yayınladıktan sonra birçok kitle tarafından tanınmaya başlandılar. Bu albümleri Amerika’da 7 milyon kopya, tüm dünya genelinde ise 13 milyon satış adedine ulaştı. Blood Sugar Sex Magik albümünde yer alan ”Give It Away” En İyi Hard Rock Parçası dalında Grammy kazandı. Grubun o dönemdeki çalışmaları alternatif rock’un yayılmasına büyük katkı sağladı.

 1995′de One Hot Minute adlı albüm tüm Dünya’da 5 milyon kopya satarak, 4 numaradan girdiği Amerika listelerinde 55 hafta boyunca yerini korudu.1999 yılında prodüktörlüğünü Rick Rubin’in yaptığı Californication albümü piyasaya çıktı. 

Grup 2026 yılında MTV Video Müzik Ödülleri’nde “Videoda Öncü Grup Ödülü”nü kazandı. 1999 yılında piyasaya çıkan 7.albümleri Californication’ı By the Way (2002) ve Stadium Arcadium (2006) izledi.  Californication müzik videosu “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Sanat Yönetmenliği” ödüllerini kazandı.

2004 yılında Red Hot Chili Peppers, “Live in Hyde Park” adlı ilk konser albümünü piyasaya sürdü. Albüm, Londra’daki Hyde Park’ta sahne aldıkları üç gecenin kayıtlarından oluşurken, grup bu konser dizisinden 17 milyon dolar kazanarak bir rekora imza atmayı başardı.

Grup 10. Albümleri I’m With You için stüdyoya Eylül 2026’da girdi. Bu albümün en önemli özelliklerinden biri gruba yeni katılan gitarist Josh Klinghoffer ile kayıt edilen ilk albüm olmasıydı. 26 Ağustos 2026’de piyasaya çıkan albüm, Amerika ve Kanada’da ikinci sıraya yerleşmeyi başardı. I’m With You, Grammy’de En İyi Rock albümüne aday gösterildi. Grup üyeleri,  14 Nisan 2026’de Rock and Roll Hall of Fame müzesine girmeye hak kazandı.

Can Göknil’in Yapıtları Viyana’daki Phantasten Museum’da

THE SOCIETY FOR ART OF IMAGINATION AT THE MUSEUM OF FANTASTIC ART, VIENNA
14 to 28 APRIL 2026 –
CAN GÖKNİL

Can Göknil’in Yapıtları Viyana’daki Phantasten Museum’da…

Yirmi iki ülkeden altmış bir sanatçı Viyana’nın tarihi saraylarından biri olan Palffy’de, 2026 yılında açılmış olan ve fantastik eserlerin sergilendiği bir müzede buluşuyor.

14 Nisan’da başlayacak olan etkinlikte ülkemizi ressam Can Göknil temsil ediyor. Muska ve tılsım konulu yapıtlarıyla hayal gücünü vurgulayan bu çok sesli sergiye konuk oluyor.

Amerikalı sanatçı Brigid Marlin’in 1993 de kurmuş olduğu The Society for Art of Imagination adlı organizasyon ile Fantastik Müze’nin kurucusu, yöneticisi ve küratör Gerhard Habarta tarafından gerçekleştirilen bu çok uluslu etkinlik 28 Nisan’a kadar izlenebilir. Tüm yapıtlar ve sergilenen eserleri içeren katalog sergi süresince satışa sunulacak.

Açılış günü olan 14 Nisan’da birinci uluslararası konferansta, konuk sanatçıların katılımıyla yeni etkinlik programının hazırlıklarına başlanacak.

Daha fazla bilgi için:

www.artofimagination.org

www.palais-palffy.at/

Beyoğlu Buluşmaları

155. Yılında Altıncı Daire-i Belediye’den Beyoğlu’na Bölgenin İdari ve Yerleşim Tarihi

İlber Ortaylı ve Sinan Genim
3 Nisan 2026 Salı, 18:30
 Pera Müzesi Oditoryumu

Altıncı Daire-i Belediye’nin 155. Yıldönümü dolayısıyla Pera Müzesi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle 3 Nisan Salı günü saat 18:30’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda mimar Dr. M. Sinan Genim ve Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın katılacağı “Altıncı Daire-i Belediye’den Beyoğlu’na Bölgenin İdari ve Yerleşim Tarihi” başlıklı bir panel düzenleniyor.

Panel’de, Prof. Dr. İlber Ortaylı ve mimar Dr. M. Sinan Genim, Beyoğlu’ndan yola çıkarak fotoğraflarla İstanbul’un idari ve yerleşim tarihini anlatacaklar.

1857’de İstanbul on dört belediye dairesine bölünmüş, Beyoğlu ve Galata’dan oluşan Altıncı Daire ilk uygulamaların yapılacağı örnek belediye seçilmişti. Bölge, Avrupa’dan ithal mimarisi, belediye geleneğine alışkın zengin kozmopolit yapısıyla kentin kamu hizmetleriyle tanışacağı en ideal yerleşim alanıydı. Genellikle toplumun ileri gelen isimlerinden oluşan Beyoğlu’nun ilk belediye başkanları arasında ünlü ressam Osman Hamdi Bey de yer alıyordu ve bu görevi 1877’den Rus Harbi’nin sonuna, 1878 yılının başlarına kadar sürdürdü.

Etkinlik ücretsizdir.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »